Türkiye
Biz kimiz?

Araştırma odak noktamız - sürdürülebilir bir gelecek için kimya yaratıyoruz

Teknolojilerin kesişme noktası olarak kimya, geleceğe yönelik zorlukların belirlenmesinde kilit bir rol oynuyor. Hammadde, çevre ve iklim, gıda ve beslenme ile yaşam kalitesi alanlarında gelecekte insanlık açısından kaygı yaratacak olan sorulara kimya alanındaki inovasyonlar yanıtlar sunuyor. Bu alandaki trendler BASF'deki inovasyon sürecimize yön veriyor. İtici bir güç sağlıyorlar ve araştırma ve geliştirme çözümlerinde takip ettiğimiz konuları belirliyorlar.
 

Mevcut araştırma projelerinden örnekler

Steamcracker im BASF-Werk Ludwigshafen

Karbon yönetimi: Yüksek sıcaklıklı temiz reaksiyonlar için yeni teknolojiler

Kimyasal reaksiyonların gerçekleştirilebilmesi için enerjiye ihtiyaç duyulduğundan, fosil yakıtlar kimya sektöründe en büyük CO2  kaynağıdır. Örneğin, daha ileri seviyede işlemek için naftayı oleinlere ve aromatiklere bölebilmek için BASF’nin buhar kırıcılarının 850°C’lik bir sıcaklığa ulaşması gerekiyor. Bu enerjinin şu anda kullanılan doğal gaz yerine yenilenebilir elektrikten gelmesi durumunda CO2 emisyonları %90 gibi çarpıcı bir oranda azaltılabilir. Bu nedenle BASF, önümüzdeki 5 yıl içerisinde buhar kırıcılar için dünyanın ilk elektrikli ısıtma konseptini geliştirmeyi amaçlıyor. Ayrıca, hangi metal materyallerin yüksek elektrik akımlarına dayanabileceğini ve bu türden yüksek sıcaklığa sahip bir reaktörde kullanıma uygun olduğunu tespit etmek için materyal testlerine ihtiyaç duyulacak. 

BASF’ın enerji ve iklim korumasına ilişkin taahhüdü ve BASF’ın Karbon Yönetimi Programı hakkında daha fazlası

Kohlenstoffmanagement: Neuer Prozess für sauberen Wasserstoff

Karbon yönetimi: Temiz hidrojen için yeni proses

Hidrojen üretimi de önemli miktarda CO2'yi serbest bırakıyor. Kimya sektörü, bir reaktant olarak yüksek miktarlarda hidrojen kullanıyor. Örneğin BASF’de amonyak sentezinde kullanılıyor. Hidrojen, gelecekte birçok sürdürülebilir enerji taşıyıcı ve enerji depolama uygulaması açısından önemli olacak. Bu nedenle BASF,  iş birliği yaptığı ortaklarıyla birlikte doğal gazdan hidrojen üretmek için yeni bir süreç teknolojisi geliştiriyor. Bu teknoloji, doğal gazı doğrudan hidrojen ve karbon bileşenlerine ayırıyor. Sonuç olarak ortaya çıkan katı karbon, örneğin çelik veya alüminyum üretiminde kullanılabilir. Bu metan pirolizi süreci, çok daha az miktarda enerjiye ihtiyaç duyuyor. Bu enerjinin yenilenebilir kaynaklardan gelmesi halinde, CO2 emisyonu olmadan endüstriyel ölçekte hidrojen üretilebilir. 

BASF’ın enerji ve iklim korumasına ilişkin taahhüdü ve BASF’ın Karbon Yönetimi Programı hakkında daha fazlası

Kohlenstoffmanagement: Neue Katalysatoren für saubere Olefine

Karbon yönetimi: Temiz olefinler için yeni katalizörler

 Merkezi, yüksek hacimli bir ara madde olarak olefinler, BASF’nin yeni düşük emisyonlu süreçler geliştirmek istediği önemli bir alan teşkil ediyor. Buhar kırıcıda mevcut üretim yöntemleri neticesinde ortaya çıkan yüksek miktardaki CO2 emisyonları da metanın “kurutulması” aracılığıyla önemli ölçüde azaltılabilir. Bu süreç, dimetil eterden oluşan bir ara adım aracılığıyla olefinlere dönüştürülen bir sentez gazı oluşturur. BASF araştırmacıları artık yeni, yüksek performanslı katalizör sistemleri sayesinde ilk kez bunu yapmanın bir yolunu buldu. Bu yeni nesil katalizörler, Linde ile gerçekleştirilen iş birliği içerisinde pazarlanıyor. Hammaddelerin ve yenilenebilir elektriğin bulunmasına bağlı olarak bu yenilikçi süreç, buhar kırıcıların elektrikli ısıtılmasını tamamlayabilir veya buna bir alternatif olabilir. 

BASF’ın enerji ve iklim korumasına ilişkin taahhüdü ve BASF’ın Karbon Yönetimi Programı hakkında daha fazlası

Karbon yönetimi: COkullanımı için yeni kimya 

BASF, CO2 ’nin kullanılmasına yönelik i bir yaklaşım da  kimyasal hammadde olarak sunuyor: etilen ve CO’den sodyum akrilat üretimi. Sodyum akrilat, bebek bezlerinde ve diğer hijyen ürünlerinde geniş çapta kullanılan süper emici maddeler için önemli bir başlangıç materyalidir. Bundan birkaç yıl önce, University of Heidelberg’de BASF tarafından desteklenen Kataliz Araştırma Laboratuvarında (CaRLa) araştırmacılar, bu reaksiyonun kataliz döngüsünü ilk kez başarılı bir şekilde kapatabildi. Bu arada BASF uzmanları, bu süreci endüstriyel ölçeğe taşıma konusunda önemli bir ilerleme kaydetti ve bir mini tesiste bunun laboratuvar ölçeğinde başarılı bir şekilde uygulanabileceğini gösterdi. Süper emici maddelere yönelik mevcut propilen bazlı üretim yöntemi ile karşılaştırıldığında; yeni süreçte CO2 fosil yakıtların yaklaşık %30’unun yerini alabilmes, daha büyük ölçekli bir sürecin de istikrarlı ve enerji açısından olumlu olduğu kanıtlamıştır.

BASF’ın enerji ve iklim korumasına ilişkin taahhüdü ve BASF’ın Karbon Yönetimi Programı hakkında daha fazlası

Sanal ve gerçek yaşam deneyimleri birbirini tamamlıyor
Dijital teknolojilerin, araştırma ve geliştirme üzerinde hızla artan bir etkisi söz konusu. Yüklü miktarda verilerin yönetilmesi, geleceğin bilimi ve ekonomik başarı için karar verici bir etken haline geldi. BASF'nin dijital yaklaşımı ile sanal modelleme ve bilgisayar simülasyonu, laboratuvarlarda fiziksel deneylerde birlikte hareket ediyor ve birbirini tamamlıyor. Simülasyonlar, deneyin tasarımına yardımcı oluyor ve tahminde bulunmayı kolaylaştırırken, deneyler, ölçülebilir sonuçlar veriyor ve bilgisayar modellerini değerlendiriyor. Bunun neticesinde de kimyasal ürünler ve süreçler daha iyi bir şekilde anlaşılabiliyor ve daha kısa bir süre içerisinde büyük keşifler yapılabiliyor. Anahtar unsurlardan biri de Hewlett Packard Enterprise (HPE) ile birlikte planlanan ve geliştirilen bir ürün olan yeni supercomputer (süper bilgisayar). Ludwigshafen'da bu yaz faaliyete geçecek olan bilgisayar, 1,75 petflop ile BASF'nin hâlihazırda bilimsel hesaplamalarda kullanmakta olduğu hesaplama gücünün yaklaşık 10 katı hizmet veriyor. BASF'nin süper bilgisayarı, dünyadaki en büyük 500 hesaplama sistemi arasında 65.sırada yer alıyor. (2017 Haziran verilerine göre)

Dijital teknolojiler, günlük Ar&Ge faaliyetleri için vazgeçilmezdir
Dijitalleşme, yaratıcı fikirlerini uygulama ve dünya genelindeki diğer insanlar ile işbirliği yapma konusunda araştırmacılara ek fırsatlar sağlıyor. BASF uzmanlarının düşüncesine göre, dijital teknolojilerin doğrudan Ar&Ge birimlerinin günlük işlerine entegre edilmesi esastır. Bilgi tabanlı sistemlere doğrudan erişim, etkin problem çözümünün elde edilmesi için gerekiyor ve yeni ufuklar açıyor. Örneğin, bulut tabanlı bir uygulama platformu sayesinde araştırmacıların bilgi ağlarını genişletmesi oldukça kolaylaşıyor. Geçtiğimiz aylarda BASF araştırmacıları tarafından gerçekleştirilen başarılı projeler şimdiden araştırma alanında dijitalleşmenin sahip olduğu inanılmaz potansiyeli ortaya koyuyor. Örneğin araştırmacılar, ilk defa ara ürün olan etilen oksidin üretiminde kullanılan katalizörler hakkındaki verilerin sistematik araştırmasını yapma imkanına sahip oldu. Araştırma sonucunda katalizörlerin formülasyonları ve uygulama özellikleri arasında korelasyonlar tespit edildi ve bu sayede performans ve ömürleri artık daha kesin ve hızlı bir şekilde tespit edilebilecek.
Bir başka örnek ise, aktif bileşenlerin, örneğin nem ve oksijenden korunması için kullanılan mikroenkapsülasyonun bilgisayar simülasyonlarıdır. Simülasyonlar, mikrokapsül içerisindeki karmaşık kimyasal ve fiziksel etkileşimlerin daha iyi anlaşılmasına ve tahmin edilmesine yardımcı olurken, laboratuvar test dizilerinin daha kesin bir şekilde planlanmasına imkan sağlıyor.

Agronomik modeller, çiftçileri destekliyor
BASF, iç ve dış işbirliğine dayalı tarımın dijital dönüşümünde aktif bir rol oynuyor. Online bir uygulama olan Maglis®, mevcut bilgilerin daha etkin bir şekilde kullanılması ve tarlalarının işlenmesi konusunda daha iyi kararlar alabilmeleri için çiftçilere yardımcı oluyor. BASF'nin Mayıs ayı sonunda satın aldığı ZedX firması, hava, bitki yetiştiriciliği ve hastalıklara, yabani ot ve haşerelere karşı ilaçlama için agronomik modellerin geliştirilmesinde uzmandır. BASF ve ZedX, hava durumu ve çevresel koşullara dayanarak bir BASF herbisitinin doğru uygulama penceresini belirleyen bir model geliştirmiş durumda.

Ein Pilz als lebende Fabrik / A Fungus as a living factory

Beyaz biyoteknoloji: hayvanların beslenmesi için ısıl kararlı enzim
Biyolojik Bilim Araştırması platformundaki BASF araştırmacıları, hayvanların beslenmesine yönelik iyileştirilmiş bir fitaz (Natuphos®E) geliştirdi. Fitaz,  bitkilerde bulunan fosfatın hayvanlar tarafından daha iyi sindirilmesi konusunda yardımcı olan bir enzimdir. Ancak pek çok enzim ısıya karşı duyarlıdır ve hayvan yeminin üretilmesinde kullanılan peletleme sürecindeki yüksek sıcaklıklarda yok olabilir ve böylece enzimlerin yararsız olmasına neden olabilir. Etkin, ısıl kararlı bir fitaz geliştirebilmek için BASF araştırmacıları, bakterilerin içerisinde yer alan pek çok farklı fitazı inceledi ve ardından, biyoteknolojik yöntemler kullanarak bunlardan mümkün olan en iyi hibriti geliştirdi. Bu, daha sonra iyileştirildi ve enzimin fermentasyonu (biyoteknolojik üretimi) için Aspergillus niger mantarına dayanan uygun bir üretim türü geliştirildi. Yeni fitaz, Asya ve Güney Amerika'daki bazı ülkelerde ve ayrıca Amerika Birleşik Devletleri'nde kullanılmaya başlandı. Avrupa'da 2016 yılında onaylanması bekleniyor.

Spezial-Zeolithe für Abgaskatalysatoren / Specialty Zeolites for automotive emission catalysts

Katalizörler: Egzoz gazının temizlenmesi ve rafineriler için katma değer
Proses Araştırma ve Kimya Mühendisliği araştırma platformu, özellikle egzoz gazından nitrojen oksitleri çıkartmada etkili olmaları nedeniyle dizel motorların emisyon kontrolü katalizörlerinde hayati bir öneme sahip olan BASF'nin bakır kabaziti gibi özel zeolitler üzerinde çalışıyor. Otomobillere yönelik modern katalizör sistemlerine olan talep, giderek katılaşan emisyon yönetmelikleri sayesinde istikrarlı bir şekilde artıyor. BASF araştırmacıları, bu talebi karşılamak üzere özel zeolitlerin bir sonraki neslini geliştirme konusunda sürekli olarak çalışıyor. Sofistike hammaddeler ve süreçler kullanarak, daha tutarlı partiküller oluşturmak üzere gözeneklerin boyutunu ayarlayabiliyorlar. BASF ayrıca, rafinerilerin benzin, dizel ve ham petrolden elde edilen diğer yakıtlar gibi değerli ürünlerin randımanlarını arttırmasını sağlayan bor bazlı bir katalizör teknolojisi (BoroCat™) geliştirdi. Ham petrol içerisinde yer alan nikel, petrol koku ve hidrojen gibi istenmeyen yan ürünlerin oluşumunu önemli ölçüde arttırması nedeniyle ürünün daha fazla işlenmesi konusunda bir zorluk teşkil ediyor. Optimize edilmiş bir gözenek yapısına sahip olan yeni BoroCat Fluid Catalytic Cracking (FCC) katalizör, işleme sırasında nikele engel oluyor ve böylece istenmeyen kimyasal reaksiyonları önlüyor.

Plastik: Gürültü ve titreşim başarılı bir şekilde en az seviyeye indiriliyor
Gelişmiş Materyaller ve Sistemler Araştırması platformunda odak noktası "Gürültü, Titreşim ve Sertlik" konusudur. BASF uzmanları, materyal ve bileşen tasarımı kullanarak istenmeyen gürültü ve titreşimleri en az seviyeye indirme olasılıklarını araştırıyor. Ev ve iş ortamlarımızın giderek daha fazla otomatikleşmesi nedeniyle arka plan gürültü seviyeleri ve titreşimler artmaya devam ettiğinden bu konu giderek daha fazla önem kazanıyor. Bununla birlikte gürültüler değişiyor. Örneğin elektromobilitede, motor gürültüsü daha sessizdir, ancak bunu neticesinde diğer rahatsız edici frekanslar daha fazla ön plana çıkmaya başlıyor ve bunların azaltılması gerekiyor. Bir başka örnek ise ev aletleridir. Şehirleşmenin artmasıyla birlikte giderek çok daha fazla sayıda kişi kapalı alanlarda yaşıyor. Evlerde daha fazla sayıda elektrikli aygıt bulunmasının yanı sıra, bu aygıtlar giderek daha da güçleniyor. Sonuç olarak ortaya çıkan gürültünün ve titreşimin en az seviyeye indirilmesi gerekiyor. Kimyagerler, fizikçiler ve mühendisler olmak üzere farklı disiplinlerden oluşan bir BASF ekibi, 1 Hertz'den 20.000 Hertz'e kadar hissedilebilecek ve duyulabilecek frekansları optimize etmede kullanılabilecek çeşitli polimer çözümler geliştiriyor. Frekans aralığına ve gereksinimlere bağlı olarak ekip, kullanılan bileşenlerin tasarımını ve/veya kullanılan materyallerin (poliamitler, poliüretanlar, melamin reçine köpükler) moleküler ya da köpük yapısını bilgisayar simülasyonları aracılığıyla değiştirebiliyor.